TEMMUZ 2018

RT @farukken youtube trendler'e girdim pic.twitter.com/B4tLqCxDR0

Yesterday

Gün: 11 Haziran 2012

Yaz geldi. Şimdi her yerde önerilerle karşılaşıyorsunuz. Size iyi gelecek öneriler. Kendinizi iyi hissedeceğiniz, mutlu olacağınız, eğleneceğiniz, dinleneceğiniz yerleri, şeyleri göreceksiniz gazetelerde, dergilerde, televizyon kanallarnda. imkânınız elverdiğince aralarından seçip yapacaksınız bazılarını. Bu yazın trendlerini de takip edeceksiniz. Yeni ayakkabılar, yeni elbiseler, yeni mayolar alacaksınız. Yaşamınızı daha iyi kılmaya çalışacaksınız. Sağlıklı tüm bireyler gibi bunları isteyeceksiniz. İstemelisiniz de. Arzularınızın ve dileklerinizin yerine gelmesini dileyeceğim sizler için. Diğerlerini asla küçümsemeden ben de size farklı önerilerde bulunsam. Kimisi belki çok sıradan olacak sizin için. Kimisi size belki fazla romantik, belki fazla sert, belki saçma, garip, anlamsız gelecek. Gelsin de istiyorum. Keşke becerebilsek de daha önce dokunmadığınız bir yerinize dokunabilsek.

Sağ elinizle sağ dirseğinize dokunmaya kalkın. Bunu asla yapamayacaksınız. Bu kadar birbirine yakın olmalarına rağmen onları kavuşturamadığınız üzerine düşünün.

Eğer sürekli bilgiye dayalı kitaplar okuyorsanız tam tersini yapın. Bir kurgu okuyun, bir roman veya hikâye kitabı mesela. Bir şey öğrenmeye çalışmamaya çalışın.

Haftada birkaç gün uğrayıp bir şeyler aldığınız büfedeki adamın adını bilip bilmediğinizi düşünün. Bilmiyorsanız öğrenin.

Taksiye veya otobüse bindiğinizde şoförün nasıl bir hayatı olduğunu, kaç çocuğunun olduğunu, neler yaşadığını ne gibi bir geçmişi, ne gibi acıları olduğunu düşünmeye çalışın. Onun da çocukluk fotoğraflarının olduğunu, annesi ve babası olduğunu veya olmadığını hayal etmeye çalışın.

Birine bir şey öğretin. Ve birinden bir şey öğrenin. Bunu isterseniz, mutlaka fırsatınız olacaktır.

Bulunduğunuz şehirde hiç gitmediğiniz bir semti ve neden hiç gitmediğinizi düşünün. O neden üzerine bir daha düşünün. Ve oraya gidin.

Bir kahveye gidin. Bir saat kadar durun. Başka bir şey yapmadan durun. Telefonla da konuşmayın. Öylece durun.

Önünden her gün geçtiğiniz ya da bulunduğunuz şehirde olduğu halde hiç gitmediğiniz önemli bir tarihi yapıyı ziyaret edin. Yurtdışına geziye çıktığınızda gittiğiniz şehrin önemli yerlerini görmek isterken neden kendi yaşadığınız yerde bunu yapmadığınızı düşünün.

Kısıtlı zamanların sizi nasıl harekete geçirdiğini, oysa kısıtlı olmadığını zannettiğiniz için ne çok şeyi ertelediğinizi düflünün.

Hayatınızın sonlu olduğunu düşünün. Sevgilinizin gözlerine bakıp onun hastalanabileceğini, ölebileceğini, onu bir gün göremeyeceğinizi hayal edin.

Bir gün değiştireceğim, bir gün bunun içinden çıkacağım dediğiniz şeylere bakın. Aslında çok vaktiniz olmadığını düşünün.

Gün içinde ezan sesi duyuyorsanız kulağınızı kabartın. Bazen bunlardan biri salâ sesi olabilir. Eğer cuma salâsı değilse birisi ölmüştür. O birisini düşünün. Eğer yetişebilirseniz tanımadığınız o kişinin cenazesine gidin. İnanan biriyseniz cenaze namazını kılın.

Uzak yakın bir tanıdığınızı kaybederseniz onun cenazesine gidin. Sonra mezarlığa kadar eşlik edin onun gidişine. Tabuta omuz verin, üzerine bir kürek toprak atın.

Mahallenizdeki esnafa selam verin.

Bir rüyanızı not edin. Kimseye anlatmayın. Üzerine düşünün.

Bir gün boyunca aklınızdan geçen önemli önemsiz birçok düşünce ve duyguyu en yakınınıza söylemeye çalışın. Söyleyemediklerinizin, eğip büktüklerinizin neler olduklarına bakıp üzerine düşünün.

“Aslında şu an ne hissediyorum?” diye sorun kendinize. Cevaplarınızın düşünce değil duygu olmasına dikkat edin.

İster şehir içinde ister şehir dışında yola koyulun. Nereye gittiğinizi bilmeden gidin. Beyniniz size sürekli soracaktır nereye gittiğinizi. Onunla biraz kavga edin.

Yakın bir dost grubuyla evde oturup her biriniz gözlerinizi bağlayın. Ve görmeden sohbet etmeyi deneyin.

Çocukken yapabildiğiniz ama fiziksel bir engeliniz olmadığı halde artık asla yapamam dediğiniz bir şeyi yapmayı deneyin.

Kullanmıyorsanız eğer bir toplu taşıma aracına binin.

Evinizdeki bazı eşyalara, objelere bakın. Size nasıl bir his verdiğini anlamaya çalışın.

Kendi portrenizi çizmeye çalışın.

Ölene kadar mutlaka yapmak istediğiniz şeyleri ve asla yapmayacağım dediğiniz şeyleri yazın. Asla yapmam dediğiniz ne kadar çok şey olduğunu görün.

Söyleyegeldiğiniz bir yalanı sonlandırın.

Bir arkadaşınıza, onun sevdiğiniz ve öfkelendiğiniz bir yönünü söyleyin. Öfkelenmeyin, öfkelendiğinizi ifade edin. Bir biçimde borçlu olduğunuz birini hatırlayın, onunla helalleşin. Birkaç arkadaş biraraya gelip sadece on beş dakika konuşmadan durmayı deneyin. Ve ne hissettiğinize bakın.