KASIM 2017

RT @gazetesozcu New York Güney Bölgesi Başsavcı Joon H. Kim da Reza Zarrab soruşturmasını başlatan Preet Bharara ile kendisi hakkın… twitter.com/i/web/status/9…

About 7 hours ago

Ay: Mayıs 2012

Onun böcek merakı ilkokulda başladı. Teneffüslerde herkes top oynarken o böceklerle oynuyordu, derslere de cebinde böceklerle girip tüm saat boyunca onlarla ilgileniyordu. Öğretmenin onu bu nedenle kaç kez dövdüğünü hatırlayamıyorum. Üçüncü sınıftan itibaren böcek merakı başka bir şekil almıştı. Herkes dışarıda olduğunda o sınıfta kalıyor ve sıraların altında adeta bir böcek gibi sürünüyordu. Şimdi bakıyorum da aslında buna sürünmek denemez basbayağı süzülüyordu. Süzülme yeteneği arttıkça konuşması azalıyordu desem yalan olmaz. Yani gitgide konuşmaz olmuştu, böcek gibi bakıyor, hatta böcek gibi sesler çıkarıyordu. Yıl sonu geldiğinde de biz karıncalar sınıfı geçiyorduk, o ise ağustos böceği misali zayıfla dolu bir karne alıyordu. Bütün bunlara rağmen şaşırtıcı olan içten içe hepimizin onu belki biraz da kıskanmamızdı, çünkü hiç de mutsuz görünmüyordu. Mesela onca dayağa rağmen hiç ağladığını görmedik, yalnız olmasına karşın canı sıkılıyor gibi de görünmezdi bize.

Üçüncü sınıfın sonunda sanıyorum okuldan alındı ya da atıldı. Ve ona bir daha rastlamam beş yıl kadar sonra oldu. Yeni bir mahalleye taşınmıştık ve oradaki çocuklarla yeni yeni arkadaş olmuştum. Pazar günü maç yapar mısın teklifine balıklama atlamıştım. O gün orada, yani maç yaptığımız arsada birden “kınkanatlı geliyor” diye bir bağırtı duyduğumda aklıma gelen ilk şey, size garip gelebilir ama, oydu. Dönüp baktığımda ellerini ve ayaklarını garip ve de inanılmaz bir şekilde kullanan bu garip canlıyı gördüm. Dört ayak üzerinde diyebileceğim bir pozisyonda, emin olun en az ayakta yürüyen bir insan kadar düzgün ve hızlı hareket ediyordu.

Aradan yine yıllar geçti. Artık bedeni bu biçime o denli uyum sağlamıştı ki ona bakınca beklenmedik yerlerinde şaşırtıcı kemik çıkıntıları ve hatta eklemler görebilirdiniz. Durumu nedeniyle hiç doktora götürüldü mü diye merak ettiğimi ve bunu bizim mahallenin buluşma mekanının da sahibi olan bakkal İzzet’e sorduğumu hatırlıyorum. Cevabı hayırdı, ailesi sanki bir böcek doğurmak dünyanın en doğal şeyi gibi davranmıştı adeta. Sekiz kardeşin biri kınkanatlıydı o kadar.

Onun tamirhanede çalışması çok uygundu. Kamyonların altına girerken o denli doğal görünüyordu ki. Sessizce ve de oldukça zekice işini yapıyordu.

O akşam işten çıktığında niye eve gitmemişti? Tamirhanenin kapıları kapalıydı. Dönüp kapıdaki Fargo kamyonun altına girip orada uyuduğunu tahmin ediyoruz. Söylenenlere göre kamyon hareket edip üstünden geçtiğinde sesi bile çıkmamış.

Bir böcek ölüsü gibi temizlendi asfaltın üzerinden, cenazesinde on-on beş kişi vardı ve ben ağustos böceği gibi ötmeye çalışıyordum.

 

cem mumcu, üçüncü sayfa güzeli kitabından

 (instagram)

#birds #love (instagram)

@handeli @ceruuu (instagram)