NİSAN 2018

İlber Ortaylı gibi bir cumhurbaşkanımız olsa nasıl olur?

Yesterday

Gün: 10 Nisan 2012

İnsan, özünde zorlu bir hikayenin kahramanıdır. Ve  yaralı da olsa, eksik de olsa, hata da yapsa kahramandır. Yoklukla malül bir varoluşun içinde olmanın ağır yükünü -hem de yokluğa doğru- taşıyan bu kahraman hikayesinin bir kısmını kendi yazar. Kendisinden önce yazılan kısmını  yok sayamadığı için hikayeyi hem yazar hem de ona dahil olur. “Kendi”si olmayan ve şimdi olmayanı üzerinden atıp kendi yoluna düzülmekte zorlanır. Yaşamı anlamlandırmak ve hikayeyi “kendi”nin kılmak ister. Üstelik “eksik” başlamıştır ve uzun bir süre neredeyse çaresizdir. Ona tarif edilmiş kahramanla kendinin yaratacağı kahraman arasında hem büyük hem belalı bir mesafe vardır. Çoğu zaman olmak istediğini seçemez, bilemez bile.

İnsana bu yolda rehberlik edecek sağlam kuramlardan biridir Transaksiyonel Analiz. İyi kavranır, içselleştirilirse handiyse kişinin gerçekten de “kendi” hayatı olabilir. Ve hikayesinin hem kahramanı hem de yazarı olabilir. Dahası TA aslında kolaydır. İnsan içine iyi bir TA aynası yerleştirirse hem o “an”ı hem de “kendi”sini görebilir.

Thomas Harris’in “Transaksiyonel Analiz”i hem çok açık hem de kapsamlı biçimde ortaya koyduğu bu kitap için o ünlü klişeyi bu kez samimiyetle söylemek zorundayım: Bu kitap hayatınızı değiştirebilir. Daha doğru söylemek gerekirse bu kitabın elinize verdiği araçla hayatınızı kendinizin kılabilir ve hayatınızın hikayesini kendiniz yazabilirsiniz.

 


 (instagram)

Mini dizi diyorlar sanırım böyle az bölümden oluşan dizilere. Toplam 3 bölümlük bir İngiliz dizisi Black Mirror. İzleyin diyeceğim, izleseniz çok iyi olur diyeceğim. Meselesi olan işlerde bir risk vardır: Mesaj kaygısı çıkar insanın karşısına. Halbuki sanat, meselesini öyle ortaya koymaz. Bu yüzden derdini bu tuzağa düşmeden anlatmak çok önemlidir. Black Mirror bunu fena halde becermiş. Önce kanı donduruyor sonra oturup düşündürtüyor. “Bir anlamda antiütopya” diyeceğim, diyemiyorum da. “İleride böyle olacak” diyeceğim de “oldu bile neredeyse” diye de ekleyeceğim. Sanki çok yakın bir geleceğin kabusu var bu dizide. Sanki fren mesafesi çoktan geçilmiş de çarpmadan önceki son görüntüleri izliyoruz.

burada ayrıntı var