NİSAN 2018

İlber Ortaylı gibi bir cumhurbaşkanımız olsa nasıl olur?

About 10 hours ago

GÜNLÜK NOTLAR

Türk’ün Twitter’la İmtihanı

cem mumcu

 

1. Zarafetten -ısrarla- yoksun olmak

2. Mümkün oldukça -fırsat buldukça- ısrarla laf sokmak. Gerekiyorsa bunun için fırsat yaratmak.

3. Yerli yersiz koprolalik (kötü, pis, küfürlü) konuşmak. Ki yerinde kullanıldığında lezzetli ve anlamlı olabilir.

4. Histrionik yapının eski ama güzel tanımlamalarından birine uygun olarak “seksten başka her şeyi seksüalize etmek.” (dikkat edin konu seks değilken bile)

5. Konu cinselliğin kendisiyse olabildiğince duygudan sıyırıp kirletmek.

6. Hoyratlığı marifet ve zeka gösterisi sanmak.

7. Olur olmaz herkese ve her şeye laf yetiştirmek.

8. Bilir bilmez her konuda ahkam kesmek.

9. Bir biçimde sevmediği herkese ulu orta hakaret ve küfür savurmak.

10. Birinin herhangi bir hatasını yakalamayı büyük bir iştahla beklemek.

11. Twitter’ı başka bir çok anlamı olabilecek bir mecradan çok, gerek gıybet gerekse iftira konusunda yakalanmış bir fırsat olarak görmek

12. Twittter’ı yüzyüze söylemeye cesaret edilemeyecek şeylerin söylenebildiği sahte bir cesaret alanı olarak değerlendirmek.

13. Sığ ve içeriksiz sloganlar fışkırtmak.

14. Komik olmak için her yolu mübah görmek.

15. Takipçi sayısı fazlalığını bir değer olarak algılamak ve bunun için gerekirse herşeyi yapmak.

16. Kendini filozof sanmak.

17. Saygıdan olabildiğince uzak olmak, hatta saygılı olmayı eziklik sanmak.

18. Kendini bir birey olarak değil reyting kovalayan bir TV kanalı gibi görmek.

19. Nick’i ya da mahlası varsa onun arkasına sığınıp herşeyi sorumsuzca yapabileceğini sanmak.

20. Eleştirmeyi hakaret sanmak.

12-1024x69421. Fikirlerden çok insanlar üzerinden konuşmak

22. Asla ve asla empati yapmamak

23. Ciğer bekleyen kedi gibi alay edilecek, dalga geçilecek, aşağılanacak bir şeyler aranmak.

24. Kısaca ağız ishali olarak tanımlayacağım lögoreik biçimde aşırı konuşmak.

26. Evde oturup “ulan ne yapsam da ilgi çeksem, komik olsam” diye zorlamalı espri üretmeye çalışmak.

27. Duyarlı, sorumlu ve politik duruş sahibi görünme çabasıyla klişenin dibine vurmak.

28. Mevlana’yı bir twitter fenomeni haline getirmek

29. İçi boş spiritüel abuklamalar yazıp durmak.

30. “Allahım o kadar entelektüelim ki” dercesine zorlamalı, zortlamalı; sonu bir yere varmayan veya iki dakika sonra hafizalarimizdan silinecek cümleler kurmak.

31. Gündemdeki meseleyi yakalayıp acilen popülist bir hashtag oluşturmak.

32. Sığ duygu sömürüsü ve kötü şiirlerle –ki ben bunlara şiör diyorum- kurnazca popüler numaralar  çevirmek.

33. Yazdığı tweetin ne kadar ilgi çektiğini deli gibi takip edip, beklediği ilgiyi, retweet sayısını vs. bulamayınca yazdığını silmek.

34. Twitterın mantığıyla tamamen çelişir bir biçimde kimseyi izlememek ve bunu bir “önemli olma hali” olarak görmek.

35. Kendi kendinin medyası olmak

36. Evden çıkıp plastik terliklerle ekmek almaya gittigin bakkaldan bile check in olmak isteyecek hale gelmek.

37. Bir şey yediğin zaman, bir şey kutladığın zaman, bir yerde bulunduğun zaman, bunu belirtmezsen hiç yaşanmamış gibi hissetmek. Yani her ne yapiyorsan bunu “offical” hale getirmek. Sözü geçen olayı, yeri, kişiyi, yemeği tweetlemediysen onu yaşanmamis saymak.

38. Ciddi ciddi para vererek takipçi satın almak. (Tanesi kaçtan gidiyor? İyisi kötüsü var mı? Toptan alımlarda indirim var mı? Merak etttiğim konular arasında.)

39. Fenerbahçe, Galatarasaray taraftarı olmak, Kemalist olmak gibi  bir takım aidiyetleri takipçi sayısı artırmak için kullanmak.

40. (Bu çok komik geliyor bana) -de, -da eklerini –güya doğru kullanmak adına- her ihtimale karşı ayrı yazmak.

41. Grup dinamiğinin yarattığı regresyon (gerileme) yüzünden -sayesinde- saklanıp gizlenmiş bütün kişilik problemlerini fark etmeden ortaya sermek.

42. Retweet veya fav için bütün değer yargılarını unutmak hatta (kendinle birlikte) çöpe atmak.

43. Galeyan kültürüne katılmayı bir zorunluluk olarak görmek ve galeyanı artıracak cümleler aramak.

44. “Sağduyu”yu korkaklık, sıradanlık ve sıkıcılık olarak etiketlemek.

45. Aslı astarı belli olmadan, ayrıntılarını net biçimde bilmeden ve öğrenmeden sırf muhalif görünmek için bir şeylere itiraz etmek.

46. Tüm zamanını hatta neredeyse hayatını, başına veya sonuna “asdfjkl” yazabileceği malzeme kovalamakla geçirmek.

47. “Paylaşım Kulbu” diye uyduruk bir kavram olarak tanımlamak zorunda kaldığım bir durum: Bir fotoğrafını veya o anki durumunu paylaşmak isteyip bu arzusunu açık etmemek için paylaşıma bir kulp bulmak.

48. “Söz”ün nasıl edilirse edilsin sonuçlarının  olabileceğini tümüyle unutmak. (bu sonuçlar bazen tahmin edebileceğimizden çok daha ciddi olabilir)

 

Ben devam edeceğim. Siz de katılırsanız sevinirim…

 

 

“izin ver çocuklar gibi çaresiz olsunlar, çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç, hiçbir şey. insan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise, katı ve duyarsızdır. bir ağaç büyürken hassas ve esnektir, ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. sertlik ve güç, ölümün refakatçisidirler. uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. çünkü katılaşan hiç bir zaman kazanamaz”

 Andre Tarkovsky, Stalker

 

 

 

Bilindik biçimlerde, dillerde; bilindik biçimlerle, dillerle aranır hakikat. Oysa öyle değildir öze inen kaşığın sapı. Bozuktur, eğridir, “başka”dır. Biraz delidir. Deli bir kaşıktır hakikat yazarının derinlere daldırdığı. Biraz bıçaktır, ucu kanlıdır, irinlidir. Ancak “başka” ile aranıp bulunabilir hakikatin “başka”lığı çünkü.

28. 11. 2011

cem mumcu

yumruk olsa belki ama kelimelerle deneme bence

cem mumcu

Doğru mu, yanlış mı; iyi mi, kötü mü?” sorularından daha önemli birşey söyleyeyim mi sana… Hayatınsa söz konusu şey ya da aşksa: yaşadığın şeyin üzerine eğil ve sor: “görkemli mi?” diye. İlk sorularının cevapları, hatta soruların kendileri boğulsun bu sorunun gri ve kocaman dalgalarında…

cem mumcu