EKİM 2018

Bunu atölyenden alırken ne güzel bağırmıştın bana. Öyle severdim ki bana bağırmanı bilerek küçük salaklıklar yapard… twitter.com/i/web/status/1…

About 2 days ago

Nisan 2013
P S Ç P C C P
« Mar   May »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

GÜNCEL

Gün: 23 Nisan 2013

24652_10151841828094989_823826479_nÖlümden yapılmış karakterlerin romanı Makber, Dünya dillerinde!

Cem Mumcu’nun ilk baskısı Eylül 2004’te yapılan romanı Makber; bugüne dek 9 ülkede yayımlandı.

2007, Macaristan, “Törökfürdö”
2010, Bulgaristan, “3AROBEHИ”
2010, Almanya, “Das Hamam”
2011, Arnavutluk, “Sarkofagu”
2011, Romanya, “Mormant”
2012, İngiltere, (Taylor&Francis Group-Middle Eastern Literatures-Akademik Yayın), “The Grave”
2013, İtalya, “Lesioni Di Famiglia”
2013, Suriye, “Makber”
2013, Makedonya, “MakБep”

Yayımlandığı günden bugüne nitelikli bir okur kesiminin başucunda duran Makber bir klasik olmaya aday. Okuyan Us tarafından yayımlanan dokuzuncu baskısı raflarda yeni kuşak okurlarını bekliyor.

Makber’de merhametsiz bir dünyaya gözlerini açan ve lanetli olduğu düşünülen, doğumuyla birlikte ölümler getiren bir çocuğun, Muharrem’in etrafında gelişen kötücül olaylar anlatılıyor. Muharrem neredeyse hiçbir eylemde bulunmasa da tüm roman kişilerinin hayatlarına gölgesini düşürerek kimilerini karanlık bir serüvene sürüklüyor, kimilerini de ümitle yeni bir hayatın kıyısına çıkarıyor.

Mumcu söz ile suskunluğun sınırında adeta zamansız bir masal kuruyor; “mevt ile malûl” (ölümle sakatlanmış) değil, “mevt ile mamûl” (ölümden yapılmış) karakterlerin hayatlarını anlatıyor. “Ana karnı” ile “toprağın karnı hamam” arasında bağ kuruyor ve kötülükle iyiliği çarpıştırarak hakikati arıyor.

Hamam, sıcak, ölüm, hayat, nefret, günah, iyi ve kötü etrafında dönen, sıradışı bir anlatıma sahip olan bu aile hikayesi, yayımlandığı ülkelerde oldukça ilgi görüyor.

Köklü İngiliz yayıncı Taylor&Francis’in Middle Eastern Literatures isimli akademik dergisinde tam İngilizce çevirisi ve incelemesi yayımlanan Makber hakkında Prof. Stephan Guth, şu sözleri sarfediyor:

“Makber’in yazarı, mesajını popüler aşk maceralarıyla değil; daha ziyade, neredeyse felsefi mistik (Sufi) düşünceyle (özellikle metnin ana fikri olan, iki kutuplu tamamlayıcılık ve dolayısıyla Hayat ve Ölüm, bir şey ve hiçbir şey, hareket ve duraklama) ile sunuyor. Pek tipik olmayan, alışılmadık bir insan topluluğuna odaklanılması ve çok özgün bir karakterin yer aldığı bir ortam, ayrıntılı ve profesyonel kelime dağarcığıyla tasvir edilen Türk hamamında geçmesi, şimdiye kadar farkedilmemiş ya da dışlanmış “öteki” gerçeklikleri keşfetmeye çabalayan postmodern bir mikroanlatının özellikleri olarak düşünülebilir. Makber, hem yenilikçi hem de erken postmodernist deneyimlerden farklı olarak, dünyaya görüş bildiren “başka bir şey”. Doğu edebiyatında yeni bir dönem.”

photo-2“Toplum her yerde her bir üyesinin yiğitliğine dair  bir kumpas kurar. En revaçta olan erdem, itaattir. O da özgüvenden tiksinir. Gerçekleri ve yaratanları değil, isimleri ve gelenek görenekleri sever…”

 

“hakikat, yapmacık sevgiden daha güzeldir. İyiliğin bir keskinliği olmalıdır, aksi halde hiçbir şey değildir..”

“Deham beni çağırdığı zaman babamdan, annemden, karımdan ve erkek kardeşimden uzak dururum. Kapıya “heves” yazarım.”

 

“Hayatım kendisi için vardır, bir gösteri için değil.”

 

“Dünyanın ne düşündüğüne göre yaşamak kolaydır bu dünyada, yalnızken de kendi kafamıza göre yaşamak kolaydır, ancak büyük insan, kalabalığın ortasında yalnızlığın bağımsızlığının kusursuz tadını yaşayandır.”

 

“İnsanların çoğu, gözlerini öyle ya da böyle bir mendille bağlamış, fikir topluluklarından birine ilişmişlerdir. Bu uyum, onları yalnızca birkaç ayrıntıda sahicilikten uzak ve birkaç yalanın müellifi kılmaz, ayrıntıların tümünde sahte kılar.”